kanst du doğş?

nein, ich bin nicht ein "gotik"


karlı bir sabaha uyanmak deyimi anlamını bugün eskişehir'de buldu. ana yolları bilmem ama ara yollar kapanmış. "gerçek eskişehir" yüzünü göstermiş işte. ters evrimin kanıtı olarak yaptığım kahvaltıyla (ayıptır söylemesi beş adet karışık tost, üç dilim nutella'lı ekmek yedim ve hala 67 kiloyum) güne güzel bir başlangıç yaptım.

kahvaltıdan sonra arabanın üzerindeki karları temizlemek için evin önüne indim. temizledim, güzel. apartmanın yolunu da açtım. buraya kadar her şey normal sayılabilir. işimi bitirmiş bir şekilde apartmana girerken gözüme bahçede henüz bozulmamış "kar" gözüme çarptı. "gel hacı az oynayalım çocukluğa dönelim" içsesiyle beraber kar'ın içinde oynamaya başladım. tam bu sırada elimde bir fırça olması gerektiğini hatırladım. o heyecanla beraber ne yapmış olabilirdim ki bir buçuk metrelik fırçaya? (merak etmeyin, sokmadım) kocaman fırçayı kaybetmiştim evet. kısa zamanda tüm apartman kocaman fırçayı nasıl kaybettiğimi konuşur olmuştu. ama nasıl? ben sayesinde tabiki. bakkaldan ekmek vs. almaktan dönen apartman sakinleriyle aramda şunlara benzer diyaloglar geçmişti çünkü:

(c:ben oluyorre)
-günaydın canberk, kolay gelsin. (kar'ı eşelediğim için yol açtığımı sanıyor)
c: günaydınlar, teşekkür ederim, fırçayı kaybettim de onu arıyorum. (angutsun canberk, sana ne yaptığını mı sordular?)
--------------------
-kolay gelsin, kardan adam mı yapıyorsun?
c:yapmayı düşünüyorum da fırçamı kaybettim onu bulursam eheihe
(tam kapıdan girecekken böğürüyorum arkasından)
c:abi fırçayı görürsen ses et yav, kocaman fırça nereye soktun demezler mi? valla rezil oldum. (gene angutsun canberk, adam senin fırçanı nerden bilsin?)

bu tür aptalca diyaloglardan sonra kocaman fırçayı kaybetmiş insan olarak eve giriyorum. kapıyı açan babama "fırçayı kaybettim yav" diyorum elimle kafamı kaşıyarak. oradan annem atlıyor: "oğlum biz şaka yapıyorlar sanmıştık! tebrik ederim seni" hönkkkk
-nasıl yani?

tam tüm bu aptallıkları buraya kusacakken "dur kuru kuru post olmaz, fotoğraf çekip geleyim balkondan" diyorum. tam bu sırada suyun kaldırma kuvvetini bulmuşcasına seviniyorum:


evet kaybetmemişim fırçayı. hell yeah!!

not: benden sonra bahçeye kardan adam yapmak için giren çocuklar yerden kar toplarken ortaya çıkarmış fırçayı. yoksa bu kadar eşelenmiş bahçede kocaman fırçayı bulamayacak kabiliyete sahip değilim :b

1 yorum:

Ayşenur Ekol dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.