direniş

hepimiz biliyoruz, bugün yerel seçim günü. her türk vatandaşı'nın, fikirlerini savunan adaya evet mührünü basacağı gün. pardon, son cümlem yanlış oldu. düzeltilmişini yazayım:

çoğu türk vatandaşı'nın, gidip oy istismarcılarına kömür, buzdolabı, çamaşır makinası... karşılığında evet mührünü bastıkları gün.

blogda siyasi bir konuda yazmak ne kadar doğru? tartışılır ama bunları yazmadan duramazdım.

biraz geriye saralım. iki hafta öncesi. uyumadan önce, televizyonda ne var ne yok diye bakıyorum. atv'de (ki satışından sonra kimin uşağı olduğu belli) akp eskişehir büyükşehir başkanı adayı konuşuyor(?). atv'yi açtığım anda eline porsuk çayı'ndan bir fotoğraf karesini alıyor ve "efendim, bu porsuk çayı'nda botlar var işte iskelede tüm sene böyle duruyorlar; önemli bir misafir geldiğinde, misafirler bindirilip gezdiriliyorlar" diyor. gözüm sağ üste kayıyor. program canlı mı değil mi diye. telefonla katılıp çemkireceğim. yememiş, banttan veriyorlar. sinirlenmişim; daha fazla iftirayı dinlemeyi göze alamıyorum, kapatıyorum televizyonu.

programı izlediğim süre iki-üç dakikayı geçmez lakin sinirimin geçmesi on beş dakikayı buluyor. o botla porsuk turu atmamış olsam, çalıştığını gözlerimle görmüş olmasam, eskişehir'i görmemiş biri olsam; bu yalancı adama, televizyonu açmadan önce söylediklerine, televizyonu kapattıktan sonra söyleyeceklerine inanabilirdim. oraya süs olarak dikilmiş gazeteci sıfatlı insanlara söylenecek sözü, benden önce bengü söylemiş zaten:

-gezegendeki son gemiye binip s... olup gidiniz.

gözümde; yaptıkları siyaseti, karakterlerini özetleyen iki-üç dakikalık bölüm bir paragraf yukarıdadır. "sen buna bir şey mi diyorsun?" diyenlere daha fazlası olduğunu (büyükerşen'in yolsuzluk yaptığına dair mesnetsiz iddaalar, kapı kapı gezip biz dsp'den geliyoruz diyerekten kapıyı açan bayanlara yavrum, anam vb. kelimeler kullanarak tacizler, dörde hatta kimi yerde beşe katlanarak söylenen kredi borçları bunlara bir kaç örnek) söylemek gerekir.

umudum ve dileğim; direnişin ne demek olduğunu inönü'de tüm sömürücülere gösterenlerin, emperyalist uşaklarına ve onun hastalıklı zihniyetine karşı direnişi -tüm akıl almaz entrikalarına rağmen- yine eskişehir'de göstermesidir.

2 yorum:

Esra Çakan dedi ki...

ve hak yerini bulur, Sonuctan gram endise duymamıs olsam da insanların rekabet için ne kadar cirkeflesebileceklerinin bir kanıtı idi belki de, Ama Sen Eskişehir'sin Büyük düsün deyince BÜYÜK düsünmek gayet normal iste :)

iTRoN dedi ki...

yav daha neler war dostum... bu anlattıkların sadece ufak bısı daha kendı sehırlerını guzellestıremeyen beledıyeler(ankara istanbul vb...) tutmus eskısehıre laf atıor...

eskişehir cogu segırden daha medenı bı sehırdır. bunu oylesıne soylemıorum, bu lafı butun buyuk sehırlerı goren bılen bırı olarak soyluyorum hatta, gormekle kalmayıp oralarda 1 senenın uzerınde yasayan bırı olarak soyluyorum.(izmirde yasamadım o ayrı)

kimse oyle agzına gelenı soylememelı sadece yapılanlar bu sehırde 3 senede gozlerıne dızlerıne dursun dıorum sahıt ıstıyorlarsa eskısehır halkına sorsunlar dıyorum...